Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.
Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Gaziantep'in adı: Eskiden Ayıntap olarak adlandırılan Gaziantep adını tarihin derinliklerinden,sıfatını Milli Mücadeledeki kahramanlıklarla dolu müdafasından almıştır. Ayıntap olan ismi daha sonra Antep olarak geçmeye başladı.1921 yılında ise Gazi ünvanını alarak GAZİANTEP oldu.
Gaziantep Hakkında
Paleolotik çağdan bu yana çeşitli kültür ve medeniyetlere ev sahipliği yapan Gaziantep, Anadolu’nun ve Dünyanın en eski yerleşim yeridir.
6000 yıllık tarihi geçmişi ile ilimiz, Tarihi ve kültürel zenginlikleri Antik Kentleri,Mozaikleri,camileri, Kiliseleri, Hanları,Hamamları, Bedestenleri ve pek çok yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ile bir metropol kenttir. Gaziantepliler bitmez tükenmez enerjisi, azmi ve girişimciliği ile kendi sanayisini kendisi kurmuş örnek bir sanayi ve ticaret kenti meydana getirmişlerdir.Gaziantep Güneydoğu nun en büyük Türkiye'nin ise 6. Büyük kentidir.Güneydoğu Anadoluyu batıya bağlayan kara ve demiryollarının merkezi olması,Uluslarası havaalanı ile tam bir metropol kenttir.Gaziantep'in şu an 9 ilçesi 17 beldesi ve 616 köyü vardır.İlin nüfusu 1.450.000 civarındadır.Gaziantep'in rakımı ise 850 metredir.
GAZİANTEP TARİHİ
Gaziantep tarihinin oluşumunda ve niteliğinde yer unsurunun önemi büyüktür. Bölgenin ilk uygarlıklarının doğduğu, Mezopotamya ve Akdeniz arasında bulunuşu güneyden ve Akdeniz´den doğuya, kuzeye ve batıya giden yolların kavşağında oluşu, uygarlık tarihine ve bugüne yön vermiştir. Bu nedenle Gaziantep, tarih öncesi çağlardan beri insan topluluklarına yerleşme sahası ve uğrak yeri olmuştur. Tarihi İpek yolunun da bölgeden geçiyor olması İl´in önemini ve canlılığını devamlı olarak korumasını sağlamıştır.
Gaziantep´in tarih devirleri Kalkeotik, Paleolitik, Neolitik, Kalkolitik dönemler, Tunç Çağı, Hitit, Med, Asur, Pers, İskender, Selefkoslar, Roma ve Bizans, İslam-Arap ve İslam-Türk devrileri olarak sıralanabilir. Bu dönemlerin izlerini günümüzde de açık bir şekilde görmek mümkündür.
Ayıntap olarak bilinen eski kent, bugünkü Gaziantep´in 12 km. kuzeybatısında Dülük Köyü ile Karahöyük Köyü arasındadır. Yapılan arkeolojik araştırmalarda taş, kalkeolotik ve bakır dönemlerine ait kalıntılara rastlanmış olması yörenin Anadolu´nun ilk yerleşim alanlarından birisi olduğunu göstermektedir.
Bir süre Babil İmparatorluğu´nun egemenliği altında kalan Gaziantep, M.Ö. 1700 yıllarında Hitit Devleti´nin bir kenti olmuştur. “Dülük” şehri ise Hititlerin önemli bir dini merkezi olduğundan ayrı bir önem taşımaktadır.
Gaziantep ve çevresi M.Ö. 700-546 yılları arasında Asur, Med ve Pers İmparatorluklarının yönetimine girmiştir. Büyük İskender´in Pers Devletini yıkmasından sonra Romalılar´ın, M.S. 636 yılına kadar da Bizanslılar´ın egemenliği altında kalmıştır. Gaziantep; Kahramanmaraş´tan Halep´e, Birecik´ten Akdeniz kıyılarına ve Diyarbakır´dan İskenderun´a giden anayollar üzerinde bulunduğundan, her dönemin kültür ve ticaret merkezi olma özelliğini korumuştur.
Hz. Ömer zamanında İslamiyet´in Arap Yarımadası dışına yayılması için sürdürülen mücadeleler esnasında İslam ordusu, Gaziantep yöresi ile Hatay´ı Bizanslılardan aldı. Hemen ardından kansız ve savaşsız Suriye ve Antakya yöresi de İslam kuvvetlerinin eline geçerek vergiye bağlandı. İşte Gaziantep´in ünlü Ömeriye Camii o dönemde fethin sembolü olarak yapılmıştır.
1071 Malazgirt Savaşı´ndan sonra bölgede Selçuklu İmparatorluğu´na bağlı Bir Türk Devleti kurulmuştur. 1270 yılında Moğolların istilası ile yıkılan kent, daha sonra Dulkadiroğulları´nın (1389) ve Memluklular´ın (1471) eline geçmiştir. 1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Memluklular´a karşı yapılan Mercidabık (Kilis Yakınlarında) meydan savaşından sonra Gaziantep ve yöresi Osmanlı İmparatorluğu´nun yönetimine girmiş oldu.
Osmanlılar döneminde çok sayıda camii, medrese, han ve hamam yapılmış, kent aynı zamanda imalat, ticaret ve el sanatları yönünden de ilerlemiştir.
1641 ve 1671 yıllarında yöreyi iki kez ziyaret eden Evliya Çelebi burada 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar camii, medrese, han, hamam ve üstü kapalı çarşı olduğunu anlatır.
I. Dünya savaşı sonunda Gaziantep önce İngilizler, daha sonra da Fransızlar tarafından işgal edilmiştir. Nitekim Gaziantep savunması Ulusal Kurtuluş Savaşı tarihinde ayrı bir sayfa olarak yerini almıştır.
Gaziantep Savunması
1914 yılında, I. Dünya Savaşı başladığı zaman Gaziantep 83 bin nüfuslu bir liva merkezi idi.30 Ekim 1918´de imzalanan Mondros Mütarekesi ile İtilaf Devletleri paylaştıkları topraklara sahip olmak amacıyla harekete geçerken, 17 Aralık 1918´de İngilizler Antep´e girmiştir. Bir yıl süren bu işgale Fransızlar tepki göstermiş, 1918 Eylül´ünde yapılan İngilizlerin Musul üzerindeki “Nezaret Hakkı” ndan vazgeçmeleri ile önce Suriye daha sonra Antep, Urfa ve Maraş boşaltılmıştır.
Bunun ardından Fransızlar 29 Ekim 1919´da Kilis´i, 5 Kasım 1919´da Antep´i işgal ettiler. 1920 yılının başında ise ünlü Antep Savunması başlamış oldu. 1 Nisan 1920´de başlayan Gaziantep savunması 11 ay sürdükten sonra açlık yüzünden sona ermiştir. Savunma süresince Fransızlar şehre 70.000 mermi atmış, 6.000 Antepli şehit olmuştur. Bu olağanüstü savunma sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi 6 Şubat 1921 tarihli toplantısında Antep´e "Gazi" ünvanını vermiştir. 15 Mart 1921 tarihinde Londra´da Türk Dışişleri Bakanı ve Fransız delegasyonu Antep, Adana ve çevrelerinin Türklere geri verilmesi hususunda mutabakat sağlamıştır. Nitekim bu antlaşma Ankara Antlaşması ile son şeklini almış ve 25 Aralık 1921´de son Fransız askeri Antep´ten ayrılmıştır.
Gezi Turları
1-Dülükbaba turu: İl merkezine 4 km. uzaklıkta bulunan Orman İşletme Müdürlüğüne ait Dülükbaba orman içi dinlenme yeri, doğa yürüyüşü yapmaya, kamp yapmaya, pikniğe elverişli ve günübirlik gidilip dinlenilebilen bir yerdir.
2-Yesemek turu: İslahiye ilçesine 24 km. uzaklıkta bulunan ve dünyanın ilk Açıkhava Heykel atölyesi olarak bilinen Yesemek'e günübirlik gezi yapılabilir. Yesemek Açık Hava Müzesi'nin karşısında bulunan Tahta Köprü Barajının kıyısında piknik yapılabilir.
3-Birecik turu: Fırat nehrinin kıyısında bulunan Şanlıurfa'nın Birecik ilçesine nesilleri tükenmekte olan ve çoğalmak için koruma altına alınan kelaynak kuşlarını görmek için gidilebilir. Efsaneye göre Nuh'un gemisi Ağrı dağına oturunca üç çift kuş salıvermiştir. Bu kuşlardan bir çifti de Kelaynak kuşlarıdır. ayrıca Fırat kenarında piknik yapmak, yüzmek ve Birecik'te bulunan restaurantlarda yemek yemek,yüzmek ve dinlenmek için tura çıkılabilir. Birecik'in Gaziantep'e uzaklığı 67 km.dir.
4-Rumkale turu: Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinin Kasaba köyünde bulunan ve Fırat nehri ile Merziman çayının birleştiği yerde görkemli duruşu ile insanları büyüleyen Rumkale'yi gezmek, Fırat ve Merziman çayı kıyısında doğayla iç içe su çağıltıları arasında dinlenmek, piknik yapmak için günübirlik tura gidilebilir.
5-GAP turu: Öncelikle dünyanın en büyük, sulama ve elektirik üretimine yönelik projelerinden biri olan GAP'a gezme, görme, teknik bilgi alma ve dinlenme amaçlı günübirlik veya konaklamalı olarak tura çıkılabilir.
6-Belkıs turu: Gaziantep'e 60 km. uzaklıktaki, Nizip sınırları içerisinde bulunan, tarihte kendi adına para bastıran Zeugma(Belkıs) şehri harabereleri günübirlik gezilebilir. Fırat kenarında yeşillikler arasında piknik yapma imkanı mevcuttur.
7-Şanlıurfa turu: Şanlıurfa turu dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Hz. Eyüp ve Hz. İbrahim peygamberlerin yaşamış oldukları yer olarak bilinen Harran'da ilk İslam Üniversitesinin oluşu tarih ve ilmin derinliklerini ispatlamaktadır. Şanlıurfa'nın Peygamberler şehri olması, Hz. İbrahim'in dergah denilen kutsal yerde dünyaya gelmesi, Nemrut'un tahtına payima etmesi, tek tanrı fikrinin ilk kez burada ortaya atılması, ayrıca şehrin ortasında bulunan Balıklıgöl'ün açıkhava akvaryumu görünümü vermesi, sabır timsali olan Eyüp Peygamberin 7 yıl çile çektiği mağaranın burada olması, Harran evleri ve daha birçok özelliğiyle Şanlıurfa'ya günübirlik veya 1-2 günlük konaklamalı tur düzenlenebilir. ayrıca münferiden de gezilip görülebilir.
8-Hatay-Harbiye turu: İlin merkezi olan Antakya, Akdeniz'e 30 km. uzaklıkta si nehri üzerinde kurulmuş bir şehirdir. Eşsiz bir güzelliği olan harbiye, çağlayanlar bölgesi olup, piknik yapılabilen, yeme-içme tesisleri olan ve yemekleri ile ünlü olan şirin bir yerdir. St. Pierre Kilisesi Habib-i Neccar dağı üzerinde doğal bir mağaradır. Hıristiyanlar "Hıristiyan" ismini ilk defa burada almişlardır. ayrıca burası Hıristiyanlar tarafından Hac yeri ilan edilmiştir. Hatay Arkeoloji müzesi mozaik üzerine dünyanın ilkinci büyük müzesidir. Hatay!a 1-2 günlük tura gidilebilir.
9-Sofdağı Yaylası turu: Güneydoğu Torosların uzantısı olan Sofdağlarının üzerinde bulunan Sofdağı yaylası Gaziantep'e 32 km. uzaklıktadır. Yaylada hava çok temiz olup Sofdağı'ndan şehre uzaktan ve tepeden bakmanın zevki bambaşkadır. Yaylada buz gibi tatlı su kaynakları ve pınarlar bulunmaktadır. İnsanların doğayla başbaşa, gürültüsüz, kuş sesleri ve su cağıltıları arasında doğa yürüyüşü, kamp ve piknik yapılabileceği ideal bir yerdir. Sofdağı yaylasına günübirlik veya hafta sonu tura gidilebilir.
10-Hızır Yaylası turu: İklimin verdiği özellikleher mevsim yeşillikler içinde bulunan hızır yaylası, İslahiye ilçesi Altınüzüm beldesinin 20 km. batısında Amanos dağlarının tepesinde bulunmaktadır. Rengarenk kır çiçekler ilkbahar dağ laleleri, büyüleyici güzellikte manzaraları yanında buz gibi suları, pırıl pırıl güneşi ve bol oksijenli tertemiz havası ile insanların doğayla baş başa gürültüsüz, kuş sesleri ve su cağıltıları arasında doğa yürüyüşü, kamp ve piknik yapabileceği ideal bir yerdir.
TİLMEN HÖYÜK
İslahiye civarında sayıları 50 yi bulan iskan yerlerinden biridir.İlk olarak 1958 yılında tespit edilmiştir.Höyüğün boyu yaklaşık 24 metredir.Yapılan çalışmalarla M.Ö. 3000 yılının son dönemlerinde burada büyük bir şehrin olduğu ortaya çıkmıştır.
YESEMEK
İslahiye ilçesine 24 km. uzaklıktadır ve dünyanın ilk Açıkhava Heykel atölyesi olarak bilinir.İlk defa 1890 yılında ortaya çıkarılan yesemekte şu an yaklaşık 300 tane yontu ve heykel taslağı bulunmaktadır.
RUMKALE (HORMGLA)
Rumkale (Hormgla), Yavuzeli ilçesine bağlı Kasaba köyünde, Fırat nehri ve Merzina çayının birleştiği Fırat’ın batı sahilinde yüksek ve sarp kayalarla örtülü müstahkem bir tepe üzerindedir. Rumkale’nin kesin tarihi bilinmemekle beraber çok eski tarihlerden beri Fırat boyuna hakim olmasıyla stratejik bir kale özelliğine sahiptir.
DÜLÜK (DOLICHE)
Gaziantep kent merkezinin 10 Km. kadar kuzeyinde yer alan
Dülük en eski çağlardan beri kullanılan bir yol şebekesinin düğüm noktasında yer almaktadır. Coğrafi konumu nedeniyle yol güzergahları üzerindeki önemi Osmanlı döneminde de devam etmiş, Antep Maraş kervan yolu yine buradan geçmiştir.Günümüzden yaklaşık 600.000 yıl önce, buradaki kaliteli çakmaktaşı yataklarının da etkisiyle bazı insan grupları Fırat vadisinden buraya göçerek büyük mağarada barınmışlar çakmak taşını işleyip o günün modern aletlerini imal ederek ve muhtemelen Fırat vadisindeki diğer insan topluluklarına ihraç etmişlerdir. Dülükteki şarklı Mağara bu durumuyla Anadolu’da ki bilinen en eski insan yerleşim birimidir.
Gaziantep Arkeoloji Müzesi
1944yılında Nuri Mehmet Paşa camiinde faaliyete geçen müzede, Neolotik dönemden kramik parçalar, Kalkolitik ve bronz çağa ilişkin çeşitli eşyalar figürler, mühürler, Urartu, Hitit, pers, Helenistik Roma ve Bizans dönemlerine ait çeşitli eserler sergilenmektedir.
Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi
Asrın başında inşa edilen müze binası ana kaya içine oyulmuş üç kattan oluşmuştur. İkisi anayola diğeri ara sokağa açılan üç girişi vardır. Bina içerisinde ayrı bir bölümde Antep savunmasında kullanılan silahlar, savaş araçları, belgeler, kahraman ve şehitlerin fotoğrafları sergilenmektedir.
Yesemek Açık Hava Müzesi
Gaziantep Müze müdürlüğüne bağlı olarak faaliyet gösteren Yesemek Açık Hava Müzesi, İslahiye ilçesinin güneydoğusunda yer alır. Bu yamaç Kartepe sırtı adıyla da tanınmakta olup;Kurt Dağının güney uzantısını teşkil etmektedir Yapılan araştırmalar bölgede Hititler zamanında işletmeye açıldığı ve yörenin yerli halkı Hurların çalıştırıldığını göstermektedir.